Yöneticinizi yetersiz buluyorsunuz. Peki ya sonrası?
İşinizde başarılı olmak, hedeflerinizi gerçekleştirmek ve yıllardır aynı şirkette çalışmak terfi etmek için yeterli mi? Peki, yöneticinizin bulunduğu pozisyonu hak etmediğini düşünüyorsanız bu durum kariyerinizi nasıl etkiler?
Bu yaz birlikte çalıştığım bir danışanım, uzun yıllardır aynı şirkette görev yapmasına ve işinde başarılı olmasına rağmen beklediği terfiyi alamadığını anlattı.
Hedeflerini gerçekleştiriyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve deneyimine güveniyordu. Ancak kariyerinde istediği ilerlemeyi sağlayamıyordu.
Görüşmelerimiz sırasında dikkatimi çeken önemli bir konu oldu: Yöneticileriyle ilgili düşünceleri.
Yöneticilerinin kendisi kadar iyi şirketlerde çalışmadığını, eğitimlerinin ve profesyonel deneyimlerinin daha sınırlı olduğunu düşünüyordu. Hatta zaman zaman onların iletişim biçimlerini ve davranışlarını da eleştiriyordu.
Kısacası, yöneticilerinin bulundukları pozisyonları hak etmediğine inanıyordu.
Elbette bu düşüncelerinin ne kadarının haklı olduğunu yalnızca onun anlattıklarından hareketle değerlendirmek mümkün değildi. Ancak benim dikkatimi çeken, yöneticileri hakkındaki bu olumsuz düşüncelerin kendi kariyerine yaklaşımını nasıl etkileyebileceğiydi.
Yöneticinizin Sizden Daha Az Yetkin Olduğunu Düşünüyorsanız…
İş hayatında bu durumla karşılaşmak hiç de alışılmadık değil.
Bazen sizden daha az deneyimli olduğunu düşündüğünüz biri yöneticiniz olabilir. Bazen eğitimini, geçmiş deneyimlerini veya liderlik becerilerini yeterli bulmadığınız bir kişi, organizasyonda sizden daha üst bir pozisyonda görev yapabilir.
Hatta sizden daha sonra işe başlayan bir çalışma arkadaşınızın sizden önce terfi ettiğine tanık olabilirsiniz.
Böyle durumlarda hayal kırıklığı, öfke veya adaletsizlik duygusu yaşamak oldukça doğal.
Özellikle uzun yıllardır aynı organizasyonda çalışıyorsanız ve gösterdiğiniz çabanın karşılığını alamadığınızı düşünüyorsanız bu duygular daha da yoğunlaşabilir.
Ancak burada kendimize sormamız gereken önemli bir soru var:
Yöneticimizin neden o pozisyonda olmaması gerektiğine mi odaklanıyoruz, yoksa kendi kariyerimizi nasıl ilerletebileceğimize mi?
Çünkü bu iki yaklaşım bizi oldukça farklı sonuçlara götürebilir.
Şirketten Ayrılmak İstemiyorsunuz Ama Yöneticinizden de Memnun Değilsiniz
Bazen çalıştığımız şirketten genel olarak memnunuzdur.
Maaşımız, yan haklarımız, iş güvencemiz veya iş-özel yaşam dengemiz beklentilerimizi karşılıyordur.
Başka bir şirkete geçtiğimizde aynı koşulları bulabileceğimizden emin olmayabiliriz.
Bu nedenle ayrılmak yerine kalmayı tercih ederiz.
Ancak yöneticimizle ilgili olumsuz düşüncelerimiz devam ediyorsa zamanla farklı bir durum ortaya çıkabilir.
Yöneticimizin aldığı kararlar, kullandığı ifadeler veya çalışma biçimi bizi giderek daha fazla rahatsız etmeye başlayabilir.
Bir süre sonra yalnızca yapılan işi değil, o işi yapan kişiyi de sürekli sorgular hale gelebiliriz.
Hatta bazen konu profesyonel bir fikir ayrılığından çıkıp kişisel bir mücadeleye dönüşebilir.
İşte bu noktada haklı olduğumuzu kanıtlama çabası, kariyerimizi ilerletme hedefimizin önüne geçebilir.
Haklı Olmak Her Zaman İstediğimiz Sonucu Getirir mi?
Diyelim ki yöneticinizin bazı konularda sizden daha az bilgili veya deneyimli olduğunu düşünüyorsunuz.
Hatta belirli konularda gerçekten daha fazla uzmanlığa sahip olabilirsiniz.
Peki, bunu sürekli göstermeye çalışmak size ne kazandıracak?
Yöneticinizin hatalarını ortaya çıkarmaya, kararlarını sorgulamaya veya başkalarına onun neden yetersiz olduğunu anlatmaya odaklandığınızda, bu yaklaşımın profesyonel ilişkinize nasıl yansıdığını da düşünmeniz gerekir.
Burada önemli bir ayrım var.
Bir yöneticinin kararlarına katılmamak, farklı görüşler sunmak veya gerektiğinde yapıcı biçimde itiraz etmek son derece doğal ve gerekli.
Ancak bunu sürekli bir üstünlük mücadelesine dönüştürmek farklı bir durum.
Üstelik yöneticiniz, sizin hakkınızdaki performans ve potansiyel değerlendirmelerinde söz sahibi olabilir.
Terfi, ücret artışı, yeni projelerde görev alma veya daha fazla sorumluluk üstlenme gibi konularda görüşü etkili olabilir.
Dolayısıyla yöneticinizle kurduğunuz ilişkinin kariyeriniz açısından önemini görmezden gelmek gerçekçi olmayacaktır.
Yöneticinizi Sevmek Zorunda Değilsiniz
Burada yanlış anlaşılmasını istemediğim bir nokta var.
Yöneticinizle iyi bir profesyonel ilişki kurmak, onun her kararını onaylamak veya kendisine yaranmaya çalışmak anlamına gelmiyor.
Kendi fikirlerinizden, değerlerinizden veya profesyonel ilkelerinizden vazgeçmeniz de gerekmiyor.
Ancak yöneticinizin önceliklerini anlamak, beklentileri netleştirmek, yapıcı geri bildirim vermek ve ortak hedefler doğrultusunda çalışabilmek önemli beceriler.
Harvard Business Review'da yayımlanan, John J. Gabarro ve John P. Kotter tarafından kaleme alınan Managing Your Boss makalesi de bu konuya dikkat çekiyor.
Yazarlar, yöneticilerle çalışanlar arasındaki ilişkinin karşılıklı bağımlılığa dayandığını ve bu ilişkinin bilinçli şekilde yönetilmesinin profesyonel sorumluluklardan biri olduğunu anlatıyor.
Makalede özellikle yöneticiyi sürekli bir engel olarak görmenin karşılıklı güvensizliği artırabileceği, diğer yandan yöneticinin her söylediğini sorgulamadan kabul etmenin de sağlıklı bir yaklaşım olmadığı vurgulanıyor.
Amaç yöneticinize yaranmak değil, karşılıklı güvene ve etkili iş birliğine dayanan bir çalışma ilişkisi geliştirmek.
Terfi Olmasa Bile Başka Fırsatlar Doğabilir
Kariyer gelişimini yalnızca terfiyle değerlendirmemek gerektiğini de düşünüyorum.
Bazen organizasyonda terfi edebileceğiniz uygun bir pozisyon bulunmayabilir.
Ancak yöneticinizle kurduğunuz profesyonel ilişki sayesinde farklı projelerde görev alabilir, yeni sorumluluklar üstlenebilir veya gelişiminizi destekleyecek fırsatlarla karşılaşabilirsiniz.
Ücret artışı görüşmelerinde de performansınızın ve katkılarınızın daha iyi anlaşılması mümkün olabilir.
Elbette iyi ilişkiler kurmak bunların hiçbirini garanti etmez. Ancak sürekli çatışma yaşanan bir ilişki, mevcut fırsatların değerlendirilmesini daha da zorlaştırabilir.
Bu nedenle yalnızca iş sonuçlarımıza değil, çalışma ilişkilerimizi nasıl yönettiğimize de dikkat etmemiz gerektiğine inanıyorum.
Peki, Ya Yöneticiniz Gerçekten Adaletsizse?
Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Mobbing, ayrımcılık, sistematik adaletsizlik veya etik dışı davranışlar söz konusu olduğunda mesele yalnızca çalışanların duygularını ya da ilişkilerini yönetmesi değildir.
Böyle durumlarda organizasyonun sorumluluğu, çalışanların hakları ve başvurabilecekleri mekanizmalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Burada sözünü ettiğim durum, yöneticimizin yetkinliklerini sorguladığımız veya onunla çalışmakta zorlandığımız, ancak profesyonel ilişkimizi geliştirme imkânımızın bulunduğu çalışma ortamları.
Sonuç: Başkalarının Kariyerini Sorgularken Kendi Kariyerinizi Unutmayın
Kariyerimiz boyunca her zaman hayranlık duyduğumuz, kendimizden daha deneyimli veya örnek aldığımız yöneticilerle çalışmayacağız.
Bazen yöneticimizin aldığı kararları beğenmeyeceğiz. Bazen onun bulunduğu pozisyonu hak etmediğini düşüneceğiz.
Ancak şirketin o kişiyi neden yönetici olarak seçtiğiyle, bizim mevcut koşullarda kariyerimizi nasıl yöneteceğimiz birbirinden farklı konular.
Yöneticinizin o pozisyonu hak edip etmediğini tartışabilirsiniz. Ama kendi kariyerinizi ilerletmek istiyorsanız, mevcut durumu nasıl yöneteceğinizi de düşünmelisiniz.
Çünkü yakınmak, şikayet etmek veya beğenmemek insani tepkiler.
Asıl profesyonel beceri ise bu duyguları yönetebilmek ve kendi hedefleriniz doğrultusunda yapıcı adımlar atabilmek.
Peki, siz ne düşünüyorsunuz?
Yöneticinizle kurduğunuz ilişkinin kariyerinizdeki ilerlemenizi etkilediğini düşünüyor musunuz?
Kaynak: John J. Gabarro ve John P. Kotter'ın Harvard Business Review'da yayımlanan Managing Your Boss (1980) makalesi.

