40’tan Sonra Görünmez Eleme mi Başlıyor?

40 yaş, iş bulmak, nasıl iş bulurum

Yasemin Uluatam | İK ve Kariyer Danışmanı

İş ilanlarında yazmıyor. Mülakatlarda açıkça söylenmiyor. Yine de 40 yaşından sonra iş arayan birçok kişi, deneyiminin bir avantaj olarak görülmediğini ve bazı fırsatların kendisine sessizce kapandığını hissediyor.

Bu hissin her zaman yaş ayrımcılığından kaynaklandığını söylemek mümkün değil. Deneyim arttıkça uygun rol sayısı azalabiliyor; şirketlerin ücret veya pozisyona uyum konusundaki varsayımları da değerlendirmeyi etkileyebiliyor. Özellikle 55 yaşından sonra iş arayanlar için süreç daha da zorlayıcı olabiliyor.

Peki bir adayın yaşına bakarak motivasyonu, öğrenme isteği veya o role gerçekten uygun olup olmadığı anlaşılabilir mi?



Oysa 40'lı yaşlardan sonra kişinin sadece iş tecrübesi artmış olmuyor.

İnsan tanıma becerisi artıyor.
Kriz yönetimi gelişiyor.
Önceliklendirme gücü yükseliyor.
İletişim olgunlaşıyor.
Sorumluluk alma kapasitesi güçleniyor.

Yani kağıt üstünde sadece "yıl" birikmiyor.
Hayat ve iş bilgeliği de birikiyor.

Bir de işin başka bir tarafı var.

Deneyim arttıkça, çıkılan pozisyon yükseldikçe, doğal olarak rol sayısı azalıyor. Bu da iş bulma sürecini daha zor hale getiriyor.

Ama herkesin tek hedefi sürekli yükselmek zorunda da değil.

Bazı insanlar 40 yaşına kadar bir alanda çok şey öğrenmiş, başarılı olmuş, sonra da şu soruyu sormaya başlamış olabilir:

"Ben artık gerçekten ne yapmak istiyorum?"

Belki alan değiştirmek istiyor.
Belki daha sakin bir iş istiyor.
Belki daha düşük unvanla ama daha huzurlu bir yaşam kurmak istiyor.
Belki de kariyerini sadece dikey değil, daha anlamlı bir şekilde yeniden şekillendirmek istiyor.

Bunda yanlış olan ne?

Ben bütün kadrolar 40 yaş üzeri olsun demiyorum.
Ama değerlendirme kriteri yaş değil, yetkinlik, motivasyon, öğrenme isteği ve role uygunluk olmalı diyorum.

Ne yazık ki bazı şirketlerde hala şu bakış açısı olabiliyor:

"Hem çok deneyimli olsun, hem de çok maaş istemesin."

Bu yaklaşım kısa vadede mantıklı gibi görünebilir.
Ama uzun vadede en pahalı işe alım hatalarından birine dönüşebiliyor.

Çünkü doğru kişiyi daha en başta dışarıda bıraktığınızda, sonrasında düşük verim, uyumsuzluk, erken ayrılık ve yeniden işe alım maliyeti çok daha ağır oluyor.

Kanada'ya geldikten sonra şunu daha net görmeye başladım:

70 yaşında olup hala iş hayatında aktif olan insanlar var.
Ayrıca göçle birlikte hayatının ikinci döneminde bambaşka bir alana yönelen çok kişi de var.

Bu bana şunu düşündürüyor:

Asıl mesele yaş değil.
Asıl mesele kişinin zihniyeti.
Öğrenmeye açık mı?
Kendini güncelliyor mu?
Merakını koruyor mu?
Yeniye adapte olabiliyor mu?
Cesaret gösterebiliyor mu?

Bence bugün en kritik konu bu.

Diğer taraftan, sadece 40 yaş üstünü konuşmak da yeterli değil.
Çünkü iş bulmak artık neredeyse her yaş için zorlaşıyor.

Gençler büyük emeklerle mezun oluyor ama iş aramaya başlayınca acı gerçeklerle karşılaşıyor.
40'lı yaşlardan sonra ise birçok kişi, sistemin dışında kalmamak için, belki de artık istemediği bir düzenin içinde kalmaya mecbur hissediyor.

Bir de işin çok insani bir tarafı var.

İnsanların gerçekten zorlandığı bir dönemden geçiyoruz.
Kredi kartından kredi kartına ayı kapatanlar var.
Maaşı yattığı halde elinde bir şey kalmayanlar var.
Bayram gününde belki de çocuğuna harçlık verememenin stresini yaşayan insanlar var.

Bu yazıyı tek bir doğrunun olmadığını söylemek için yazdım.

Bazen insanlar, sadece biraz önyargısız bakıldığında, biraz da kutunun dışında düşünüldüğünde, çok güzel sonuçlar ortaya koyabiliyor.
Bazen bir kişiye şans vermek, beklenenden çok daha doğru bir yatırım olabiliyor.

40 yaşından sonra iş ararken en çok hangi önyargıyla karşılaştınız?”

Next
Next

Bazen sorun CV’nizde değil, birlikte çalıştığınız danışmandadır.